POMEM Mülakat Soru ve Cevapları Bölüm 3

POMEM Mülakat Soru ve Cevapları Bölüm 3 yazının devamında…

 

 

 

21-)İlk yardım nedir ve iyi bir ilk yardım nasıl olmalıdır? Açıklayınız.

 

Herhangi bir hastalık veya kaza sonucu sağlığı tehlikeye girmiş olan kişi veya kişilere durumlarının daha kötüye gitmesini önlemek amacıyla ,çevre imkanlarından yararlanılarak ve ilaçsız olarak yapılan geçici müdahaleye İLKYARDIM denir.

 

İlkyardımı yapacak olan kişi mutlaka teorik ve uygulamalı ilkyardım eğitimi almış olmalıdır.

 

ilkyardımın amaçları

 

Hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak

 

Hastanın veya kazazedenin durumunun kötüleşmesini önlemek

 

İyileşmeyi kolaylaştırmak

 

ilkyardımcının temel özellikleri

 

Mutlaka kaza yeri çevre güvenlik önlemlerini almalı

 

Sakin olmalı (Telaş hem hastaya hem de ilkyardımcıya yarar yerine zarar verebilir)

 

Kendine güveni olmalı (kendine güven büyük ölçüde bilgi ile ilgilidir)

 

İlkyardım eğitimi almış olmalı

 

Ne yapacağına çabuk karar vermeli ve kararını uygulamalı

Çevre imkanlarından faydalanabilmeli (pratik buluşları olmalı)

 

Çevredeki kişilerden yararlanmayı bilmeli

 

Ülkedeki sağlık örgütlenmesi hakkında bilgi sahibi olmalı

 

İnsan vücudu ile ilgili temel bir bilgiye sahip olmalı

 

ilkyardımda temel uygulamalar

 

Hasta veya yaralıları,mümkün olduğunca yatırarak müdahale etmeli

Hasta veya yaralılar fazla hareket ettirilmemeli

 

Hasta veya yaralılar A-B-C yönünden değerlendirilmeli

 

(Airway = soluk yolu)

 

(Breathing = solunum)

 

(Circulation = dolaşım)

 

Kanama ve kırık açısından incelenmeli

 

Sıcak tutulmalı ( hasta özellikle ısıtılmamalı,sıcak tutulmasından kasıt vücudun sıcaklığını kaybetmemesi için hastanın üstünün battaniye , çarşaf , palto vb. şeylerle örtülmesidir.)

 

Bilinç kapalı ise su vb. hiçbir şey verilmemeli

 

Çevredeki telaşlı kişiler uzaklaştırılmalı

Tıbbi yardım istenmeli (112 Acil ambulans)

 

Yaralının yarasını görmesine izin verilmemeli

 

Tıbbi yardıma ulaşılamadığı taktirde hasta veya yaralı uygun taşıma teknikleri ile sağlık kurumuna taşınmalı

 

İlkyardımcı yapabileceği uygulamaların sınırlarını bilmelidir. Ortamda herhangi bir sağlık personelinin varlığı durumunda , o ana kadar kendi yaptığı müdahaleler hakkında bilgi verdikten sonra sorumluluğu sağlık personeline devretmeli ve onun vereceği görevleri yapmaya devam etmelidir.

 

tıbbi yardım isteme

 

Tıbbi yardım için 112’yi arayın. Yardım istenirken verilecek bilgiler kısa, öz ve anlaşılır olmalıdır;

 

22-) Herhangi bir doğal afette arama kurtarma çalışmalarının önemi nedir?

 

23-) Toplumda polisliğin rolü nedir?

 

24-) Empati nedir? Empatik iletişimden ne anlıyorsunuz?

 

EMPATİ

 

Empati bir isanın kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini

 

doğru olarak anlamasıdır Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kurumsal öğe bulunmaktadır ve belkide bu yüzden ulailması oldukça zaman almıştır. Günümüzde “empati” denildiğinde akla Carl Rogers ve onun konuya ilişkin çalışmaları gelir. Pisokoterapi alanında empatik iletişim kurma becerisiyle ünlenmiş ROGERS`ın adı ile empati kavramı adeta özdeş hale gelmiştir.Bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumu ve bu durumu ona iletmesi sürecine “empati” adı verilir.yukarıdaki empati tanımı üç temel öğeden oluşmaktadır.Bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu belgeleri şöyle sıralayabiliriz:

25-)Teknolojiden maksimum yararlanma konusunda düşünceleriniz nelerdir?

 

26-) Polis-Medya ilişkileri denince aklınıza neler geliyor?

 

POLİS MEDYA İLİŞKİLERİ

 

Yrd. Doç. Dr. Hüseyin ERKUL*

 

1. GİRİŞ

 

Günümüz bir iletişim çağına tanıklık etmektedir. Bu çağda uzaklar yakın olmuş, bilgi ve teknoloji tüm dünyayı kuşatmıştır. Bu gelişmeler insanların yaşam kalitesini de yükseltmiş, insan gereksinimlerinin artmasına ve çeşitlenmesine neden olmuştur.

 

Hem kamu kurumları hem de özel kesim bu gereksinimleri karşılayabilmek için çeşitli kamu hizmetlerini yerine getirmek için, çoğu zaman aynı kulvarda koşmuşlardır. İşte buna örnek olarak, kamuya güvenlik hizmeti sunan polis ile halkın bilgilenme (haber alma) özgürlüğünü sağlayan medya elemanları verilebilir.

2. POLİSİN TANIMI, YETİŞTİRİLMESİ, GÖREVLERİ VE ÇALIŞMA KOŞULLARI

 

Bu bölümde polisin tanımı, yetiştirilmesi, görevleri ve çalışma koşulları verilmiştir.

 

2.1. Polisin Tanımı

 

Polis (Police, Polizei); kent düzenini ve kentin huzur ve güvenliğini sağlayan bir örgüt ve bu örgütteki kamu görevlilerini ifade eder (Özcan, 1993, 627).

 

Polis; kamusal ve bireysel güvenliği, kamu düzenini ve konut (mesken) masuniyetini (can ve mal güvenliği ile konut dokunulmazlığı) korur. Halkın ırz (namus, iffet) korurken bir yandan da halkın dinlenmesini (huzurunu) sağlar. Yardım isteyenlerle, yardıma muhtaç olan çocuk, sakat ve çaresizlere yardım eder. Yasa, tüzük ve yönetmeliklerin kendisine verdiği görevleri yapar (PVSK, 2001, 1).

4652 sayılı Polis Yüksek Öğretim Kanunu ile Polis Akademisi Başkanlığı, Üniversite konumuna getirilmiş, bünyesinde iki yıllık Polis Meslek Yüksek Okulları, Güvenlik Bilimleri Fakültesi ve Lisansüstü eğitim veren Güvenlik Bilimleri Enstitüsü kurulmuştur.

 

Polis Meslek Yüksek Okullarına ÖSYM sınavında başarılı olanlar arasından; yapılan özel yetenek sınavıyla başarılı olanlar seçilmektedir.

 

2.3. Polisin Görev ve Yetkileri

 

Polisin görev ve yetkileri 2559 sayılı Polis ve Selahiyet Kanunu’nda sayılmıştır.

 

2.3.1. Polisin Görevleri

 

Polisin güvenlikle ilgili görevleri şunlardır:

 

• Polisin Yardım Görevleri

 

• Huzur ve Düzen Sağlama Görevleri

 

• Önleme ve Koruma Görevleri

 

• Suç Araştırması Görevleri

 

• Polisin Diğer Görevleri

 

2.3. 2. Polisin Yetkileri

 

Polisin yetkileri şunlardır:

 

• Parmak İzi ve Fotoğraf Alma

 

• Film ve Senaryoları Denetleme

 

• Kapatma

 

• Arama, El Koyma ve Yakalama

 

• Silah Kullanma

 

• Gözaltına Alma

 

3.1. Medyanın Tanımı

 

Medya tanım olarak yığınlarla iletişimi sağlayan radyo, televizyon, gazete ve dergiler gibi basın yayın organlarının tümünü kapsayan ortak addır (Püsküllüoğlu, 1994, 723).

 

Medya tanım olarak kısaca; televizyon, radyo ve gazetelerden oluşan kitle iletişim araçlarıdır (Oxford Advanced Learned Dictionary, 1994, 773)

Medya; ingilizcede mass media olarak tanımlanan kitle iletişiminde halka bilgi dağıtmak için çeşitli araçlardır (Redhouse Dictionary, 1992, 358).

 

3.2. Medyanın Önemi

 

6. SONUÇ

 

Halkın güvenliğini sağlayan polis örgütü ile halkın ülkedeki olaylardan haber almasını sağlayan medya kuruluşları sonuç olarak birlikte kamu hizmeti sunmaktadırlar.Bu nedenle polis örgütü ile medya arasında işbirliği ve yardımlaşma bir zorunluluktur.Medya polis örgütünü ve gerekliliğini halka tanıtmalı,olayları nesnel olarak ele almalı ve polisteki olumlu gelişmeleri de halka anlatmalıdır.

 

Polis örgütü medya elemanlarına yardımcı olmalı, olaylarla ilgili olarak bilgilendirmeli ve medya elemanlarını polis karşıtı olarak algılamamalıdır.

 

Polis medya iletişimi önerdiğim biçimde kurulduğu zaman yurttaşlara güvenlik ve bilgilendirme işleri daha etkili, nitelikli ve verimli olarak sunulacaktır.

 

Bunun gerçekleşmesi de polisin meslek öncesi eğitiminin fakülte düzeyine yükseltilmesi, görevdeki polislere hizmetiçi eğitiminin de öğretim üyelerince verilmesi gerekmektedir.

 

Bu eğitimlerinin önerdiğim biçimde gerçekleşmesi sonucunda polis:

 

• Güvenlik hizmetini daha iyi (nitelikli) sunacak.

 

• İnsan haklarına daha saygılı olacak.

 

• Yurttaşlarla daha iyi iletişim kurabilecek.

 

• Cumhuriyetin niteliklerine ve demokrasiye inanan birer “kamu güvencesi” olacak.

 

• Halkın polise korkuyla bakması, polisin halka kuşkuyla bakması anlayışı değişecek.

 

• “Eğitim ve Çevre” bilinçli polisler nicelik olarak artarak kentsel yaşam kalitesini yükseltecek.

 

• Polis medya iletişimi en iyi biçimde gerçekleşecektir.

 

27-) Polis- Halk ilişkileri denince aklınıza neler geliyor?

 

Polis, suç ve kanunlara riayetin sağlanması, çok içli-dışlı kavramlar olarak görülür. Diğer taraftan halk, polisin görevini tamamlamasında suçla mücadele stratejilerinin merkezinde görülür. Bu sebeple, polis-halk ilişkilerinin bozulması veya geliştirilmesi konusu, suçla mücadelede temel bir konudur ve polis ve halk arasındaki ilişkilerle ilgili bu konu, suçla savaşta, geçtiğimiz on yıllarda, hatırı sayılır bir dikkati cezbetmiştir.

 

Bu çalışmanın temel amacı, polisin ve halkın birbirlerine yaklaşımlarını tartışmak ve bu yaklaşımlar ile başarılı polis halk ilişkileri arasında bir ilişkinin veya etkinin olup olmadığını tespit etmektir. Bu konuda temel faktörler nelerdir ve bunlar polis halk ilişkilerini nasıl etkilemektedir? Polisin ve halkın algılamalarını şekillendiren sebepler nelerdir? Ayrıca, insanların bizzat ihkak-ı hakka başvurmaları (hukuku kendi ellerine alıp uygulamaları) da ‘neden bazı insanlar polise başvurmayı tercih ederken diğer bazıları kendi başlarının çaresine bakarlar’ bağlamında kısaca incelenecektir. Son olarak, bu çalışma, Türkiye’de bu sahada eksikliği hissedilen çalışmalara ve alanlara bir örnek olması ve karşılaştırma imkanı açısından, İngiliz kaynaklı, bilgi ve araştırmalardan yola çıkılarak yapılmıştır.

 

Anahtar Kelimeler :Polis, Halk, Tutum, Polis Halk İlişkileri, İhkak-ı Hak.

 

28-) Toplam kalite konusundaki düşünceleriniz nelerdir?

 

Müşteri isteklerinin sürekli gerçekleştirilmesini hedefleyen, “Müşteriyi memnun et ki, kurum yaşasın” temeli üzerine kurulu olan Toplam Kalite Yönetimi; müşteri odaklılık, liderlik, çalışanların katılımı, proses yaklaşımı, yönetimde sistem yaklaşımı, sürekli iyileştirme, verilere dayalı karar verme yaklaşımı ve tedarikçilerle karşılıklı faydaya dayanan ilişkiler olmak üzere 8 temel prensibin bütünleşmesiyle oluşmuştur.

 

Diğer prensipleri bir kenara bırakarak ”liderliğin” Toplam Kalite’deki yeri ve etkisi üzerinde duracağız.

 

Genel anlamda liderlik; danışmanlık, güven, sevgi, tutarlılık, devamlılık, sabır, etkileyebilme, sürükleyebilme, karar verme, risk, karizma, kültür, mantık, vizyon ve yüksek özgüven isteyen bir durumdur. Toplam Kalite Yönetimi’nin uygulanmasında bu yetkinlikleri en üst seviyede taşıyan etkin bir liderin olması son derece önemlidir.

 

Kalite Yönetimi’nde liderlik görev ve sorumluluklarını şu şekilde özetleyebiliriz:

 

• Takım çalışmasına inanmalı ve bu yöndeki çalışmalar desteklenmelidir.

 

• Çalışanlar arasında saygı ve güven ortamı tesis edilmelidir.

 

• Önemli kararlar alınmadan önce çalışanlara danışılmalıdır.

 

Lider, ”sinerjik yönetim anlayışını” organizasyonda etkin kılmalıdır. Sinerjizm, dar anlamda tüm çalışanların yönetime katılımı, geniş anlamda ise organizasyonda insan, sistem, donanım vb. gibi unsurların bir arada bulunması anlamına gelmektedir. Yapılan işte, alınan kararlarda kendisinden de bir şeylerin olduğunu gören çalışanlar hem moral olarak hem de enerji olarak kendisini daha iyi hissedecek ve bu durum da organizasyonu diri tutmaya yardımcı olacak, hantallıktan kurtaracaktır.

 

• Organizasyonda müşteri üzerinde odaklanmış ve ona kaliteli hizmet sunmayı amaçlayan bir misyon üstlenilmelidir.

 

• Problem çözme konusunda kararlı olunmalıdır.

 

1. TOPLAM KALİTE YÖNETİMİ

 

Toplam kalite yönetimi bir işletmede verimliliğin maksimum düzeye çıkarmak, sıfır hataya yaklaşmak ve % 100 müşteri tatminini sağlamak için benimsenmesi gereken ve şirket içi tam katılım sağlandığı bir yönetim anlayışıdır. Toplam Kalite Yönetimini başarmanın en önemli adımı Toplam Kalite Yönetiminin bir araçlar topluluğu değil, bir yönetim anlayışı olduğunu kavramaktır. Çoğu şirketin bu konuda başarısız olması bu iki yaklaşım arasında bocalaması sebebiyledir. Toplam Kalite Anlayışının en temel özelliği insana bakış açısıdır. Yüzyılların Kapitalist ve Marksist anlayışları değişmeye başlamış Materyalist temelli beyinler “insana değer veren” yaklaşıma muhtaç olur hale gelmişlerdir. Bu yaklaşım bizim kültürümüzde asırlardır zaten mevcut idi. İnsan, insan ve insan…Onlar olmadan hiçbir yönetim anlayışı ve ideoloji varlığının uzun süre sürdüremez.(Kalder Önce Kalite Dergisi,Temmuz 2000,ss.2-9)

Geleceğin başarılı şirketleri kuruluşların insana (tüketici,müşteri,çalışan,hissedar, tedarikçi,toplum) hizmet için var olduğunu unutmayarak insan beklentilerini dengeleyerek karşılayan kuruluşlar olacaklardır. 2. SÜREKLİ İYİLEŞTİRME

 

Japon veya Uzakdoğu felsefesine göre hiçbir şey mükemmel değildir,her şeyi daha ileriye götürmek mümkündür. Bu anlayış her şeyi daha ileriye götürecek bir taraf aranmasını gerektirir. Bu da iki önemli ilkeyi gerekli kılar:İsrafı azaltmak ve sorunları gizlemek yerine ortaya çıkarmak.(Yamak,1998,s.148.) İsraf veya muda; Japon tarzı üretim anlayışında hiç arzu edilmeyen bir şeydir.Bir işi yaparken gereksiz yere kullanılan herhangi bir kaynak (makine,malzeme,insan gücü,enerji,vb.)israftır. İsraf çok geniş kapsamlı bir kavramdır.Kapsamına,örneğin düzenli yerleştirilmemiş alet takımları arasından istenileni aramak ve bulmak için geçen zaman da girer.Atıl duran veya boş bekleyen makine veya işçi israftır.İsrafı azaltan her önlem projesi iyileştirmede ileriye doğru atılmış bir adım sayılır. Sorunların üzerine gitmek; sorunların gizlenmesi yerine ortaya çıkartılması Japon tarzı üretim ve yönetim anlayışında önemli bir hedeftir.Her ortaya çıkan sorun,iyileştirme yapılacak bir alanı veya konuyu gösterir.Bu bakımdan,toplam kalite yönetimine geçmiş bir işyerinde,her zaman için bir sorun avı vardır. Sorunları çözmek için geliştirilen teknikler KAIZEN felsefesinde önemli bir yer tutar.

 

3. KAIZEN

 

Kaizen;sürece yönelik,küçük adımlı,insana dayanan,bilgiyi paylaşan sürekli iyiyi arama çabasıdır.Kaizen’in baş sloganı şudur:”En iyi iyinin düşmanıdır.” Sorunları saklamamak,örtmemek Kaizen uygulamalarının ön koşuludur.Sorun çözme aşamasında,farklı uzmanlık alanlarından oluşturulan Kaizen ekipleri görevlendirilir. Sorunlara kısa sürede çözüm bulmaktan çok,sorunu kökünden halledecek çözümü bulmak yeğlenir.Amaç;geçici,palyatif önlemlerle o günü kurtarmak değil,kalıcı çözümlerle yarını kurtarmaktır.Aksi halde,sorun kısa bir süre sonra tekrar kendini gösterir.(Oyak-Renault,Seminer Notları,s.12) Batı toplumları dikkatlerini hep buluşlara,büyük atılımlara ve sonuçlara yöneltmiş iken,Japonya ilgisini daha çok küçük adımlar yoluyla ilerlemeye ve süreçlere yönelterek daha olumlu sonuçlar almıştır.(İmai,1997,s.3) Her ne kadar,hemen hiçbir önemli teknoloji (bilgisayar,elektronik,atom ,genetik, vb.)

 

SONUÇ

 

Rekabetin arttığı, tüketicilerin kaliteli ve ucuz olan malı talep eder hale geldiği günümüzde , Toplam Kalite Yönetimi , şirketler için can simidi haline gelmiştir. Öyle ki bunu uygulayan işletmeler, diğerlerine karşı avantaj sağlamakta ve bu acımasız rekabette onları geride bırakmaktadırlar. Endüstrileşmenin başladığı devirlerde miktar olarak fazla miktarda üretmek yeterli idi. Yani üretebildiğiniz kadar fazla üretmek başarı için yeterli olabiliyordu. Monopol bir piyasada rakip olmadığı veya çok az olduğu için fiyatlar ve imal edilecek miktar firma tarafından tespit edilebiliyordu. Fakat zamanla rakiplerin çoğalması ve özellikle 2.Dünya Savaşından sonra dünya çapında üretim fazlalığının oluşması sıkı bir rekabetin de habercisi olmuştur. Tüketicilerin kaliteli mala olan taleplerinin artması ve rakiplerin de çoğalması işletmeleri yeni yöntemler bulmaya zorlamıştır. İmalat esnasında ve sonrasında oluşan hatalar, maliyetleri oldukça arttırmaktadır. Mamullerin imal edildikten sonra muayenesinin yerini proseste muayene fikri almıştır. Böylece hatalarda hemen tespit edilip düzeltilebilmektedir. Bunun için de uygun yerlere istatistiksel sinyaller konulmuştur. Fakat aksaklıkları bulmakla iş bitmiş değildir. Çünkü onun yerine getirilecek olanı eskisinden daha iyi sonuç vermelidir. İşte burada Toplam Kalitenin temelini oluşturan, proseste çalışanların fikirlerini alma ihtiyacı doğmuştur. Taylor’ un işçiyi sadece üst yönetimin verdiği emirleri uygulayan kişi olarak gören anlayışı TKY ‘de tamamen değişmiştir. Burada işçiye verilen emirleri yapan bir makine değil de insan gözüyle bakılması TKY’ nin en büyük avantajıdır. Ünlü Japon sanayici Konosuke

Matsushita ‘nın 1988′ de ABD’ li yöneticilere yönelik söylediği şu sözü oldukça anlamlıdır: “Biz kazandık, siz kaybettiniz; biz kazanacağız ve sizde kaybedeceksiniz. Hiçbir şey yapamazsınız. Çünkü başarısızlığınız bir iç hastalıktır. Firmalarınız Taylor’un ilkelerine dayandırılmıştır. Daha beteri kafalarınızda Taylorlaştırılmıştır. Katı bir biçimde inanmaktasınız ki iyi yönetim, yöneticilerin bir tarafta, çalışanların diğer bir tarafta; bir başka anlatımla iyi yönetim; bir tarafta düşünen adamlar, diğer tarafta da yalnızca iş görebilen adamlar anlamına gelmektedir. Sizler için yöneticilik, yönetimin fikirlerini yumuşak bir biçimde çalışanların ellerine ulaştırmak sanatıdır.” İşçinin yönetime yardımcı olması sağlanmalıdır. Bunun için de onun görüşlerini anlatmasına imkan tanınmalıdır. Böylece aksaklıkları gören kişi derhal durumu üstlerine bildirecektir. Ayrıca onun işyerine kendisini yabancı hissetmesini önlemeli, firmayı sahiplenmesine olanak verilmelidir. Çalıştığı işletmede kendisinin de hakkı olduğuna inanan insan aksaklıkları gördüğü zaman hemen düzeltecek ve işini daha iyi yapacaktır. İşte Toplam Kalite de amaç budur.

editor

2006 yılından bugüne polis olmak isteyenlerin rehberi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir