Soru çözmek bir öğrenme yöntemi değildir.

Öğrenme yöntemleri arasında, soru çözerek bir konuyu öğrenme diye bir şey yoktur.Öğrenmenin tamamlandığı noktadan itibaren, o konu ile ilgili soru çözme çalışması başlar. Bu da, konunun gerçekten öğrenilip öğrenilmediğini anlamak, pratik yaparak


hız kazanmak ve öğrenilenleri pekiştirmek amacıyla yapılan bir çalışmadır.
Eğer soru çözmeyi, konu çalışmanın önüne geçirirsek, bu durumda öğrenmenin üzerini kapatmış oluruz. Yani öğrenmeyi engellemiş olursunuz.
Şu unutulmamalı ki, bir konudan sonsuz sayıda soru yazılabilir. Bir konudan çözülecek olan sorular, o konunun belki de milyonda bir parçası dahi olamayacaktır.
Fakat öğrenci, sıralama sınavına girdiği ve başarılı olup olamayacağını kaç net yapacağı gösterdiği için, test çözmeyi, sınavı kazanmanın bir göstergesi olarak algılamaktadır.
Zaten, üniversite ve liselere giriş için yapılan sınavlarda yıldan yıla Türkiye ortalamalarının (net ortalaması) değişmemesinin nedeni de budur.
Öğrenciler, her yıl aynı yöntemle çalışarak sınava hazırlanıyorlar ya da bir başka deyişle hazırlanamıyorlar.
Bu yöntem, konuyu dinlemeye çalış, eve git test çöz gibi iki basit aşamadan oluşmaktadır.
Bugün bütün eğitimciler ve ailelerin bilmesi gereken bir şey var ki, o da çocuklarımızın, hatta bizlerin büyük bir kısmında çok yoğun bir dikkat eksikliği durumunun olduğudur.
Yani öğrenci, dersi yeterince dinleyememekte, hatta, o konu ile ilgili olan bir önceki dersi de tam anlamıyla dinleyememiştir.
Öğrenci, işte bu eksik bilgi ile soruları çözmek üzere masaya oturduğunda, soruları çözememe, başarısız olma gibi bir duruma düşüyor ve bu da onda öğrencilik özgüveninin oluşmasını engelliyor.
Böyle bir durumda öğrenci, eğitim basamaklarının tamamlandığını ancak, kendisinin kapasitesiz olması nedeniyle ortaya bir başarısızlık çıktığını düşünmeye başlar.
Öğrencinin “kapasitem yok” şeklinde yorumladığı veya algıladığı durum, aslında tamamen, eğitim kalitesinin düşük olması ve verilen eğitimin yetersiz olmasından ibarettir.
Yani, öğrencinin başarılı olabilmesi için gerekli olan eğitim uygulamaları yerinde, zamanında ve dozunda uygulanmamıştır.
Burada yetersiz olan şey, öğrencinin kendi dışındaki eğitim unsurlarıdır.
Aslında öğrencileri kendi üzerlerine yönelik olarak böyle olumsuz düşündüren de bizleriz. Önce, ona uygulanan eğitimi inceleyip, orada bir yanlışlık olup olmadığını araştıracağımıza, hemen çocuğunun, kapasitesiz, yetersiz olduğunu ileri sürüp, basit bir suçlama ile sorunu çocuk aleyhine kapatıyoruz.
O halde, ailelerimize şu soruyu soruyorum:
Siz, sadece soru çözerek bir konunun öğrenilemeyeceğini biliyor musunuz? Bilmiyorsanız neden öğrenmediniz? Vaktim yok bu benim işim değil diyorsanız, bırakınız onu da rehber öğretmenler çözümlesin. Siz olumsuz yorumlardan elinizden geldiği kadar kaçınınız.
SÜLEYMAN BELEDİOĞLU
kaynak : htt://www.sbeledioglu.com/makale.asp?makaleid=233

]]>

editor

2006 yılından bugüne polis olmak isteyenlerin rehberi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir