Türk Polisinin İl İl Dert Haritası

Sabahtan akşama kadar egzoz dumanı altında çalışıyoruz. Değnekçi gibi görev yapmak istemiyoruz.

Toplumun huzur bekçisi polisler, zorlu görevlerinin yanı sıra, çeşitli sıkıntılarla mücadele ediyor. Amirlerinden, hükümetten ve vatandaşlardan isteklerini dile getiren polisler, sorunlarının çözümünü bekliyor. Kimi toplum içinde bazı kişilerin ‘dokunulmazlık’ zırhı nedeniyle yaşadığı sıkıntılara dikkat çekerken, kiminin derdi niteliklerini yansıtacağı bir birimde çalışamamak. Söz polisin…

‘Torpil hala işliyor’ iddiası!

Polislerden bazıları, kadrolaşma ve torpil sıkıntısının pek çok kurumda olduğu gibi Emniyet içinde de var olduğunu öne sürüyor. Polisin nitelikleri ile Emniyet’in ihtiyaçlarının örtüşmediği noktalarda ise bazı gariplikler de görülmüyor değil; tıpkı polis B.Ç örneğinde olduğu gibi. B.Ç. görevlendirmede torpilin de payı olduğunu öne sürüyor. Yaşadıklarını ise şöyle anlatıyor: ‘Ben çocukluktan beri polis olmak istiyordum ve ‘Yunuslar’a hayrandım. Çok iyi İngilizcem ve bilgisayarım da vardı. Ancak, sırf boyum uzun diye beni Çevik Kuvvet’e aldılar; diğer niteliklerimi hiç sormadılar bile. Torpilli olanlar, havaalanlarında, Genel Müdürlük’te, biz ise buralardayız. Polislerin görev yerleri belirlenirken kabiliyetlerine, liyakatlerine bakılmıyor. Ben başka bir kuruma geçiş yapabilmek için torpil arıyorum. İsterseniz adımı, sicilimi, görev yerimi vereyim de, belki bu sayede başka bir yere yollarlar!’

Atamam nasıl engellendi?

Karakolların adı bir dönem ‘işkence’ iddialarıyla anılıyordu. Avrupa Birliği sürecinin, Emniyet birimleri içinde belki de en önemli değişime yol açtığı birimler de oraları oldu. Zira, pek çok ilde artık nezarethaneler ‘kameralarla’ gözetleniyor, binaların görüntüleri değişiyor. Değişmeyen sıkıntıları da var karakol polislerinin. Bir karakol amirinin şu cümleleri, aslında toplumdaki bir hastalığı da gözler önüne seriyor: ‘Karakolumda çalışan bir memuru, ihtiyaçtan dolayı başka bir karakolda görevlendirmek istedim. Ancak bu atamayı engellemek için tam 21 milletvekilinden telefon geldi.’

Ankara’da görev yapan polislerden bir kısmı ise ‘bina bekçiliği’ yaptıklarının altını çiziyor. Kamu binalarının çokluğu, büyükelçilikler, bakanlıklar, TBMM, dolu da olsa, boş da olsa korunuyor. Polis Memuru S.Ç. de bu noktaya vurgu yapıyor. ‘Yaz tatili nedeniyle Meclis neredeyse boş. Ancak birçok polis burasını korumaya devam ediyor. Büyükelçiliklerde görev yapan arkadaşların durumu da öyle. Havalandırma, ısıtma, soğutma sistemi olmayan küçük kulübelerde gün boyu bekleniyor’ diyor.

Çocuklarımıza yabancıyız

Olayın bir başka yönü de ailevi konular. Mesai saatlerinin uzunluğu, polisin ailesine de gereği kadar vakit ayırmasına engel teşkil ediyor. 25 yıldır Emniyet Teşkilatı’nda görev yapan T.N. de bu noktaya dikkat çekerek, ‘İnanın, ben bunca yıldır polislik yapıyorum. Çocuklarımın durumunu gidip öğretmenlerine sormuşluğum yok gibidir. Görevden fırsat bulup gidemiyordum. Bugün de polisin durumu böyle. Bir de çok tayin görüyor polis. Dolayısıyla çocuklarına yeterli eğitimi veremiyor; çünkü her gittiği yerde ayrı bir eğitim kurumuyla muhatap oluyor. Çocuklar da dengeli bir eğitim alamayınca, birçok polisin çocuğu başarısız oluyor’ diyor.

Yollarda toz duman içinde…

TRAFİK polisleri, sürekli konuşulan ‘rüşvet alıyorlar’ iddialarına tepki gösteriyor. Ankara’nın en işlek caddelerinden birinde görev yapan A. adlı polis, ‘Eskiden çok sık bu konular gündeme gelirdi; ama şimdi öyle olduğunu sanmıyorum’ diyerek kendilerini savunuyor. Sabah 07.00’de görevi alıp, akşam 20.00’ye kadar yollarda olduklarını söylerken dertlerini şöyle sıralıyor: ‘Dolmuşların ve ticari taksilerin değnekçisi olmak istemiyoruz. Bu, belediyenin görevi olmalı. Sabahtan akşama kadar egzoz dumanı altında çalışıyoruz. Tuvalet problemlerimiz oluyor, bunu da esnafın yardımıyla gidermeye çalışıyoruz. Yemeği kendi cebimizden alıp, arabanın kaportasında ya da içinde yemek zorunda kalıyoruz. Egzozdan boğuluyoruz. Egzoz dumanı, gürültü, aşırı sıcak ve soğuk sık sık sağlık sorunlarına yol açıyor. Vatandaşlar trafik kurallarını bilmiyor, bilenler uygulamıyor. Şoförler, trafik kurallarına duyarsız. Diğer sıkıntıları da biliyorsunuz zaten; uzun çalışma süresi, maaşların yetersizliği…’

Dertlerini anlattılar

Polis adayı kızlar kontenjan istiyor Emnİyet Müdürlüğü’nde 23 yıldır görev yapan bir polisim. Kızım H.K, üniversite sınavına girdi.Tercih sıralaması yaptı. Meslek olarak kendisine baba mesleğini seçti. Bu yıl lise ve dengi okul mezunlarının katıldığı 2 yıllık önlisans eğitimi veren, Emniyet Teşkilatı’na polis memuru yetiştiren Polis Meslek Yüksek Okulu (PMYO) sınavına katılacak. Bu yıl PMYO okullarına 6 bin 100 erkek, 305 bayan olmak üzere toplam 6 bin 405 öğrenci polis adayı alınacak. Sınav 20 Ağustos 2006’da gerçekleştirilecek. Bu sınava 79 bin 154 polis adayının katılacağını, sınava katılanların 16 bin civarını kadın polis adaylarının oluşturduğunu gazetelerden öğrendim. Polis olmak isteyenlerin sayısı bu yıl patladı. Kadın polis adaylarını mesleği tercih etmede en büyük etken üniforma, güç sahibi olma isteği geliyor. Ayrıca, polisiliğin iş güvencesinin tam olması ve devlet kapısı olması da unutulmamalıdır. Emniyet Teşkilatı’nda görevli ve 180 bin kişilik güvenlik ordusunda yaklaşık 11 bin civarında bulunan kadın polisler, ilk kez Adnan Menderes Üniversitesi’nin araştırma konusu oldu. Araştırma sonuçlarına göre, kadın polislerin tümü ,’Teşkilat’ta hemcinslerinin sayısının fazla olması halinde polise daha fazla destek olacağı’ düşüncesinde. PMYO öğrenci giriş yönetmeliğinin 14’ncü maddesinde,’PMYO okullarına o yıl için alınacak öğrenci miktarının yüzde 10’u kadın öğrenci kontenjanı olarak kullanılır’ hükmü var. Ancak buna karşın bu yıl bu oran yüzde 5 olarak tespit edilmiştir. Bu durum, erkek ile kadın adaylar arasında haksızlık ve mağduriyet yaratmaktadır.

Biz yakalıyoruz savcı bırakıyor Polisİn başı, hırsızlarla dertte. Özellikle yeni yasa ile yetkilerinin ellerinden alındığını belirten emniyet güçlerinden polis memurları, akşam yakaladıkları hırsızların ertesi gün Savcılık tarafından salıverilmesinden şikayetçi. Polis memuru A.Ö.: ‘Hırsızları yakalamaktan bıktık. Biz gece yakalıyoruz ertesi gece yine karşımızda. Yine yakalıyoruz, ertesi gün yine dışarıda. Biz bıktık ve yorulduk artık’ diye konuştu. Lojmanlarda yer olmadığı için ev kiralamak zorunda kalan polis memurları ise kiralardan şikayetçi. Y.S.: ‘Çanakkale’de en düşük sobalı ev kirası 350 YTL. Onu da bulmak çok zor. Öğrenci ve asker çoğunlukta olduğu için ev bulmak mesele. Ben Çanakkale’ye geleli 1 yıl oldu ama bu nedenle tayin istedim. Ev yok. Ekonomi bozuk. Her şey ateş pahası Çanakkale’de. Durulacak gibi değil. Doğu şehirlerinde yaşamak buradan daha iyiymiş’ Doğu bölgesinin Çanakkale’den daha iyi olduğunu ileri süren polis memurlarından M.A. ise, ‘Çanakkale gerçekten pahalı. Ev kiraları pahalı. Çarşı pazar pahalı. Maaşlar yetersiz. Mesailer de olmasa aç kalacağız’ dedi. Bir diğer polis memuru ise ‘Çanakkale polis memurları açısından yaşanacak yer değil’ diye konuştu.

Karakolda klima yok, yanıyoruz polİsİn en büyük sıkıntısı, Türkiye genelindeki meslektaşlarında olduğu gibi maaş ve lojman. İl merkezindeki polislerin tek maaş ile ev tutmaları nispeten büyük şehirlerden kolay. Çünkü şehrin en lüks yerinde bile kiralar 500 YTL’yi geçmiyor. Eşi de çalışan polis memurları daha rahat geçinseler de ilçelere doğru gidildikçe durum vahimleşiyor. Polis memuru T.K, ‘Turistik bölgelerde size ilginç gelecek ama, önemli bir eksiklik var. Maaş ve lojman gibi dertlerimizin yanı sıra bazı karakollarda klima tertibatı bulunmuyor. Bu da yazın aşırı sıcak ve neminde bizlerin görev yaparken zorlanmasına neden oluyor. Tabii bu arada öğlen güneşinin altında trafik denetlemesine çıkan veya tatilcilerin güvenliği için plajlarda göre yapan turizm polislerini de unutmamak lazım. Bu polis arkadaşlarımızın en büyük sıkıntısı ise öğlen yemeğini kendi ceplerinden yemeleri’ diyor. Bu sıkıntılarını tekrarlayan bir başka emniyet yetkilisi, ‘Çuvaldızı kendilerine batırmalarını’ isteyince turistlerle birebir muhatap olan polislerin yabancı dilinin geliştirilmesi ve halkla ilişkiler eğitiminin verilmesi gerektiğini söyüyorlar.

Kahramanlık hastalığı var

Özellikle bomba uzmanları, işi tamamen bilimsel verilerle öğrenmelerine rağmen kendilerini kahraman gibi görüyor

EMEKLİ Emniyet Müdürü ve halen avukatlık yapan Muhittin Kaya tecrübelerini anlatıyor. Kriminal laboratuvarlarında işlerin yoğunluğuna dikkat çeken Kaya, mesai saatlerinin çok uzun olduğunu, personel eksikliği bulunduğunu belirtiyor. Bomba imha konusunda da aynı tablonun olduğu kaydediliyor. Bomba imha uzmanlarının da çok riskli bir iş yürüttüklerine dikkat çeken Kaya, bu konuda bir de özeleştiri yaparak, ‘Bazı polislerde kahramanlık hastalığı var. İşi tamamen bilimsel verilerle öğrenmelerine, araç ve gereç olmasına rağmen bu kahramanlık yapma hevesini yenemiyorlar’ diyor. Kaya, mesai saatlerinin yoğunluğuna, fazla mesaiye ve görev riskine karşın, polislerin aldıkları ücretlerin düşüklüğüne de dikkat çekiyor.

Anketteki gerçek

Kimi kişisel, kimi birçoğunun yaşadığı dertler olsa da, yapılan araştırmalar, benzer sıkıntıları tüm polislerin yaşadığını ortaya koyuyor. Türkiye genelinde en önemli sorun olarak ekonomik sıkıntılar başta gelirken, çalışma saatlerinden psikolojik dertlere, risk altında çalışma ortamından astüst sorunlarına kadar diğer konular listenin ilk sıralarında yer alıyor. Türkiye Polis Dergisi’nin düzenlediği bir anketin sonuçları da bu değerlendirmeleri doğrular nitelikte. ‘Sizce Türk polisinin en önemli sorunu nedir?’ sorusunu bir ay içinde 17 bin 180 kişi cevapladı. Halen devam eden ankette, büyük kısmını polislerin oluşturduğu katılımcıların yüzde 30’u ‘ekonomik sorunlar’ı listenin başına koymuş. İkinci sırayı ise yüzde 25’lik oranla ‘çalışma saatleri’ alıyor. Yüzde 13’lik kesimin dillendirdiği sorun ‘psikolojik sorunlar’ olurken, katılımcılardan yüzde 12’si ‘risk altında çalışma ortamına’, yüzde 10’u da ‘lojman sorunu’na dikkat çekmiş.

Avantajlarım da var dezavantajlarım da

ANKARA Aydınlıkevler Polis Karakolu’nun ilk kadın amiri Aydan Aydın, vatandaşlardan polise destek olmasını istedi. Polis Akademisi’ne 1994 yılında girdiğini ve 1998’de mezun olduktan sonra ilk olarak Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde göreve başladığını anlatan Aydın, Trafik Şube Müdürlüğü’nde ve Batman’da da görev yaptığını söyledi. Aydın, mesaiye 09.30’da başladığını 23.00-23.30 sıralarında karakoldan ayrıldığını belirtiyor. Bölgenin sorunlarına 33’ü polis 42 personel ile çözüm bulmaya çalıştıklarını belirten Aydın, özellikle olayların çözülmesi, hırsızlıkların önlenmesi ve zanlıların zaman geçmeden yakalanması içinvatandaşın desteğine ihtiyaç duyduklarını belirtti.

Beni zayıf sanıyorlar

Aydın, vatandaşların sinirle söylediği sözlerin ardından kendisini görünce özür dilediğini ve taşkınlık yapamadığını belirterek, ”Bayan olmanın dezavantajı ise sürekli hırsız ve suçlularla karşı karşıya olmak” dedi. Aydın, insanların kendisini zayıf zannederek, kullanmaya çalıştığını da ifade etti.

editor

2006 yılından bugüne polis olmak isteyenlerin rehberi

Bunları da sevebilirsiniz

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir