Polis ve jandarma hukuku güçlendiren konumdadır

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Polis ve jandarma demokrasinin ve hukukun karşısında değil, tam tersine demokrasinin ve hukukun güçlenmesini sağlayan bir konumdadır.

Güvenlik ve demokrasi, güvenlik ve özgürlük dengelerini sizlerin sayesinde hassasiyetle gözeteceğiz. Türkiye, Allah’ın izniyle milletimizin ve sizlerin gayretiyle hem demokratik bir hukuk devleti hem de güvenli, güvenlikli bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir” dedi.

 

Başbakan Erdoğan, Ankara Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde düzenlenen iftarın ardından yaptığı konuşmada, kendileri için milletin ne dediğinin önemli olduğunu vurgulayarak, milletin dediğine, gerçek fotoğraflara göre tavır aldıklarını söyledi.

 

“Bizi bazı gazetelerin manşetleri değil, unutmayın milletin manşeti ilgilendirir” diyen Erdoğan, şöyle devam etti.

 

“Türk milleti tarihi boyunca tüm güvenlik birimlerine sahip çıkmış, onları evladı gibi görmüştür. Hata yaptıklarında onları uyarmış, onlara haksızlık yapıldığında da kucaklamıştır. Biz, iftiralara bakmayız, haksız, temelsiz, mesnetsiz iftiralara kulak asmayız. Biz, bu ülkenin polisine biz bu ülkenin özbeöz evladına, utanmadan, sıkılmadan, yüzü kızarmadan küfreden, beyni felçli zihniyete değil, milletin hissiyatına bakarız. Biz, polisimize emre itaatsizlik çağrısı yapacak kadar gözü dönmüş, gözünü öfke, nefret, şiddet bürümüş olanların, akıldan uzak çağrılarına değil, milletin ne dediğine bakarız. Bu hakaretlere siz asla kulak asmayacaksınız, siz aklıselimden, sağduyudan özellikle yasaların size tanıdığı yetkilerden dışarı çıkmamak suretiyle de onlara gereken dersi vermiş olacaksınız. Onlar sizi tahrik etmek için her türlü çirkin eylemin içine girebilirler, her türlü adap dışı söylemi kullanabilirler ama siz edeple hukukla adapla hareket ederek onlara dersini bildirmelisiniz. Bunların panzehri inanın sadece budur.

 

Unutmayın edepsiz olan edepten korkar. Bunu unutmayın, hukuksuz olan hukuktan korkar. Annelere, babalara saygısı, hürmeti olmayan, anne babasına saygılı insanlardan korkar. Siz önce yasalardan ardından da edepten, hürmetten, haktan taviz vermeyecek, bunların bu tahrik tuzaklarını inşallah boşa çıkaracaksınız, boşa da çıkarıyorsunuz zaten.”

 

“YERİ GELDİ ZORA GİRDİNİZ, BUNU BATI’NIN POLİSİ YAPMAZ”

 

“Bir başka husus, polisimizin toplumsal olaylar karşısında takındığı tavırdır” diyen Erdoğan, “polisin son iki aydır, başta İstanbul ve Ankara olmak üzere ortaya çıkan sokak eylemlerine karşı büyük bir sabırla demokratik bir tavırla karşılık verdiğini, yeri geldiğinde zora girdiğini” vurgulayarak “Bunu batının polisi yapmaz” ifadesini kullandı.

 

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Kullandığınız yöntemler demokratik bir ülkede emniyet güçlerinin kullandığı yöntemler neyse onlardan çok daha fazlası olmuştur. Kimsenin yaralanan yüzlerce polisimizi gündeme getirdiği yok. Hiç kimse polisimize jandarmamıza yönelik taşlı, sopalı, molotoflu, havai fişekli hatta silahlı saldırıların üzerinde durduğu yok. Molotof suç değil mi? Suç. Yargıtay’ın vermiş olduğu açık net karar var. Ama buna rağmen kimse bunların üzerinde durmamıştır.

 

Aylardır her türlü vandallığa, her türlü hukuksuzluğa, şiddete karşı sabırla tahammül eden, hukuk ve demokrasi içinde müdahale eden polisimiz hedef gösteriliyor ama eylemcilerin sırtı sıvazlanıyor. Bak ben burada yine açıkça söylüyorum: Bizim polisimiz TOMA’sıyla suyu da kullanır, yeri geldiği zaman biber gazını da kullanır. Bu onun hukuki bir görevidir, vazifesidir. Bunu ne için yapar? Oradaki güvenliği tesis için yapar, orada güvenliği tesis için polisimize silah sıkanların takındığı tavrı mı takınacaktı? Hiçbir zaman bizim polisimiz bu yola tevessül etmedi. Ama bakın Amerika’da 17 yaşındaki çocuk vuruldu, bir zenci 17 yaşındaki genç öldürüldü. Buyurun kıyası yapsınlar. Bize akıl verenler önce kendilerine baksınlar. Bizim polisimizi kıyasıya eleştirenler sadece şu son iki ay içinde İngiltere’de sokak olaylarına polisin nasıl müdahale ettiğini görmediler, göstermediler. Bunu gündeme hiç getirmediler.”

 

“EĞER HAKSIZLIK VARSA..”

 

Polisi linç etmeye çalışanların, polisin göstericilere nasıl müdahale ettiğini her zaman kararttıklarını, hiç tartışmadıklarını söyleyen Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

 

“Ankara’ya İstanbul’a gelip, Türkiye’nin polisini kıyasıya eleştirenler saatlerce yayın yapanlar, kendi ülkelerindeki polisi görmediler, görmezden geldiler. İstanbul’u Ankara’yı bir şiddet arenasına çevirmek isteyenler kalktılar gittiler, ABD’de gösteri yaptılar ama orada polisin müdahalesini hiç ama hiç gündeme getirmediler. Çok açık söylüyorum: Eğer haksızlık varsa hata varsa bunun karşısında ilk duracak olan biz oluruz. Eğer her şey yasalar dâhilinde, her şey evrensel standartlar dâhilinde ilerliyorsa kara propagandayla yalanla iftirayla alçakça kampanyalarla polisimizin yıpratılmasına da seyirci kalmayız. Nitekim polisimin toplumsal olaylara müdahalesi, bu konudaki eleştiri ve ithamlar gerek emniyeti teşkilatı içinde gerek yargı düzeyinde çok büyük bir hassasiyetle takip ediliyor. Hata varsa yasa dışı bir hadise varsa bunu kendi elimizle yargıya taşırız, ama haksız saldırılara müsamaha göstermedik, göstermeyiz ve göstermeyeceğiz.”

 

Emniyet teşkilatının son dönemlerde suçların önlenmesi konusunda çok başarılı operasyonlara imza attığını, birçok saldırı girişiminin hiçbir vatandaş hissetmeden daha tertip aşamasında önlendiğini vurgulayan Başbakan Erdoğan, jandarma ve polis teşkilatlarının özellikle son günlerde uyuşturucu ticaretine karşı çok önemli operasyonlar yaptığını, tarihte görülmemiş başarılar sağlandığını anlattı.

 

“EN TECRÜBELİ EMNİYET BİRİMLERİNDEN BİRİSİNİZ”

 

Başbakan Erdoğan, “Türkiye’mizin 81 vilayetinde, hatta yurt dışındaki temsilciliklerimizde görev yapan, nöbet tutan, karakollarda, sokaklarda, ülkenin ve milletimizin huzur, güvenlik ve asayişi için canını ortaya koyarak çalışan tüm polis ve jandarma kardeşlerime de bu fırsatla şahsım, ülkem ve milletim adına teşekkür ediyor, Allah yar ve yardımcınız olsun, rabbim sizleri her türlü tehditten, saldırıdan muhafaza etsin diye dua ediyorum” ifadesini kullandı.

 

Türkiye’nin dünyada ve bölgede en donanımlı, en tecrübeli, en birikimli emniyet teşkilatlarından birine sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, ülkenin zor bir coğrafyada bulunmasının, güvenlik noktasında çok ciddi bir birikimi de beraberinde getirdiğini söyledi.

 

“Sizler, 76 milyon gibi çok yüksek bir nüfusun emniyetini, şehirlerimizin asayişini tesis ederken, aynı zamanda teröre, terör örgütlerine içeriden ve dışarıdan her türlü saldırıya karşı gerçekten bugüne kadar başarılı bir performans sergilediniz. Bunu da kararlılıkla sürdürüyorsunuz” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:

 

“Demokrasinin olmadığı ya da gelişmediği ülkelerde polis sadece devleti korumak gibi gerçekten çok tartışılır bir pozisyonda olmuştur. Demokratik ülkelerde demokrasinin standartlarının ileri seviyelerde olduğu ülkelerdeyse polis, devletten daha ziyade bireyi, bireyin haklarını, özgürlüklerini, evrensel değerleri korumak için vardır. Bu amaçla vazife yapar.

 

Son 10,5 yılda polisimizin böyle bir değişim ve dönüşümü gerçekleştirmesi için gerçekten çok önemli reformlar gerçekleştirdik. Sadece devleti, devletin çıkarlarını koruyan ve gözeten bir emniyet anlayışından, bireyi, bireyin hak ve özgürlüklerini koruyan, kollayan, yücelten bir güvenlik konseptine geçtik.

 

Biz, hükümet olarak en başından itibaren, Şeyh Edebali’nin Osman Gazi’ye öğüdünü her adımımızda bir temel ilke olarak aldık, bu öğüdü her zaman şaşmaz, caymaz bir ilke olarak değerlendirdik.”

 

“İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN”

 

Şeyh Edebali’nin “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” dediğini ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:

 

“Dikkatinizi çekiyorum. ‘Devleti yaşat ki insan yaşasın’ demiyor. Güçlü insanın, güçlü devletle mümkün olacağını değil, güçlü devletin güçlü insanla, güçlü bireyle mümkün olabileceğini söylüyor. Devleti her taraftan tahkim edersiniz. Devleti çok korunaklı hale getirirsiniz. 100 metre, 250 metre, 500 metre arayla çok korunaklı karakollar inşa edersiniz. Devleti soyutlayarak, izole ederek, etrafına surlar, hendekler inşa ederek, etrafına etten duvarlar örerek çok yücelere çıkarırsınız.

 

Eğer devletin asıl sahibi olan insanı, bireyi, vatandaşı dışarıda bırakırsanız, devleti, sahibi olan vatandaşa karşı koruma altına alırsanız o devlet zalimleşir ve yıkılmaya mahkûm olur. Tarih bunun nice örnekleriyle doludur. Kendi vatandaşını kendisine tehdit olarak gören devlet, zalim devlettir, ceberut devlettir. Aslında kendi temelini, kendisini tahrip eden devlettir. Bizim böyle bir devlet anlayışımız Selçuklu’da, Osmanlı’da olmadı. Cumhuriyette de olmaz, olamaz. Bizim devlet anlayışımız, devlet ile bireyin ilişkisinin belirleyen anlayışımız, Şeyh Edebali’nin ifadesiyle ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıdır.”

 

“KARAKOLLARA GİTTİĞİMİZDE ÜRKERDİK, KORKARDIK”

 

Erdoğan, 10,5 yıldır yaptıkları her reformun karşısında bir itiraz cephesi ile karşı karşıya olduklarını dile getirerek, “Yaptığımız her reforma itiraz eden, bunu engellemeye çalışan, bunu durdurmaya çalışan bloklar oldu” dedi.

 

Başbakan Erdoğan, “İddiaları, argümanları ne idi? ‘Eğer vatandaşa bu hakkı verirseniz devlet bölünür’ dediler. ‘Eğer bu yasağı kaldırırsanız devlet zayıflar’ dediler. ‘Eğer bu kısıtlamayı ortadan kaldırırsanız devletin temelleri sarsılır’ dediler. Biz, bireylere en tabii haklarını, en tabii özgürlüklerini tek tek teslim ederken, birileri bu hakları özgürlükleri, yani bireyleri savunacak yerde, ceberut bir devlet anlayışını savundular” diye konuştu.

 

“10,5 yılda olması mümkün görülmeyen, hayal gibi görünen nice reformu gerçekleştirdik” diyen Erdoğan, sonuçta bugün devletin zayıflamadığını, gücünü kaybetmediğini, tam tersine daha da güçlendiğini, daha adil, demokratik ve daha fazla güvenilen bir noktaya eriştiğini vurguladı.

 

Geçmişte, işkence, dayak ve kötü muamelenin, devletin bekası adına adeta vazgeçilmez bir güvenlik aracı olarak görüldüğünü aktaran Erdoğan, şunları söyledi:

 

“Biz, bu insanlık dışı muameleye son verdik. Geçmişte biz emniyet müdürlüğüne, karakollara gittiğimiz zaman hakikaten hep gülmeyen yüzlerle karşılaşırdık, ürkerdik, korkardık. ‘Acaba nereye geldik? Şimdi ne olacak?’ Hep bu soruyu kendimize sorardık. Ama artık böyle bir emniyet müdürlüğü yok, artık böyle bir karakol yok. Artık içeriye adımı attığınız zaman o sert ifadelerle somurtan yüzlerle karşılaştığımız bir yapı söz konusu değil. Artık bu insanlık dışı muameleye sıfır toleransın olduğu bir dönem yaşanıyor. Sonuçta kim kazandı? Vatandaş kazandı, birey kazandı. Ama devlet de kaybetmedi, o da kazandı. Devlet ile vatandaş birbirine ne kadar yakın, birbirine ne kadar şefkatli olursa o devlet o kadar kucaklayıcı olur, o kadar adil, eşitlikçi ve demokrat olur.

 

“76 MİLYON, HEP BİRLİKTE BU ÜLKENİN SAHİBİYİZ”

 

Devlet ile bireyin irtibatının koptuğu, aradaki güvenin kaybolduğu bir ortamda devlet zalimleşir, vatandaşına kibirle bakar, tepeden bakar ve zulmetmeye başlar. Biz, işte bunu kabul edemeyiz. Bu ülkenin polisi bu devletin ne kadar sahibi ise Bingöl’ün bir mezrasındaki vatandaş Ahmet amca da bu devletin o kadar sahibidir. Aralarında hiçbir fark yoktur.”

 

Erdoğan, “Biz 76 milyon, hep birlikte bu ülkenin sahibiyiz. Polis farklı, asker farklı, bekçi farklı, memur farklı değil, 76 milyon bu ülkenin eşit derecede sahibidir. Bu devlet karşısında hepsi de eşit bir konuma sahiptir” ifadesini kullandı.

 

“Birey, ‘Bu ülkenin sahibi benim. Ben ne dersem o olur’ derse oradan eşitsizlik çıkar, adaletsizlik çıkar, sorun çıkar, zulüm çıkar. Aynı şekilde, ‘Bu ülkenin sahibi benim. Ben ne dersem o olur’ anlayışıyla hareket ederse oradan sorun çıkar, oradan da kesinlikle zulüm çıkar” ifadesini kullanan Erdoğan, “Kim ne yapıyorsa anayasa çerçevesinde yapar, yasalar çerçevesinde yapar. Bunun dışına çıkan başkasının özgürlük alanına müdahale eder ve oradan adaletsizlik doğar. İşte bizim güvenlik konseptimiz böyle bir anlayış üzerinde ilerliyor ve inşallah bu anlayış çerçevesinde daha ileri standartlara ulaşacak” diye konuştu.

 

“POLİSİMİZLE GURUR DUYUYORUZ, İFTİHAR EDİYORUZ”

 

“Demokratik reformlarını gerçekleştiren, on yılların hatalarını düzelten, telafi eden bir ülkeyiz” diyen Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

“Böyle bir süreçte elbette hatalar olacaktır, elbette yanlışlar olacaktır. Böyle büyük bir teşkilat içinde suça karışanların, yanlış yollara meyledenlerin, hata yapanların, yanlış yapanların olması son derece doğaldır. Önemli olan bunların üzerinin örtülmemesi, yasalar çerçevesinde bunlarla mücadele edilmesi ve bunlara gereken cezaların verilmesidir. Bu, zaten yapılmaktadır. Bu büyük teşkilat, 265 bin kişiden oluşan bu teşkilat… İçerisinde yanlış yapanların öne çıkarılması suretiyle bütün bir teşkilatın töhmet altında bırakılmasını, biz asla kabul etmeyiz.

 

Biz, bugün polisimizle gurur duyuyoruz, iftihar ediyoruz. Bugün Batı, Avrupa Birliği başta olmak üzere, diğer batıcı ülkeler dahil olmak üzere, onların polislerinin vatandaşlarına yaklaşım tarzları, bizim artık çok gerilerimizde kalmıştır. Bizde şefkat eli vardır, onlarda ise demir yumruklar vardır. Artık iş bu noktaya gelmiştir. Ama bunlar kampanyalarını iyi yapıyorlar, sesleri fazla çıkıyor.”

 

Erdoğan, “Türk polisini karalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Güvenlik teşkilatlarımızı karalamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Onlar ne yaparsa yapsın, biz emin adımlarla, hukuk içerisinde kalmak suretiyle, hukukun sizlere verdiği yetkiyi azami ölçüde kullanmakla bu ülkede özgürlüklerin de demokrasinin de koruyucusu olacaksınız. Yoksa eğer birilerinin dediği noktada hareket edecek olursak şu güvenlik teşkilatımız, acınacak hale düşer ki biz polis teşkilatımızı da jandarmamızı da asla acınacak halde görmek istemiyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

 

“BU MİLLET, POLİSİNİ ÇOK İYİ TANIYOR, ÇOK İYİ BİLİYOR”

 

Başbakan Erdoğan, bu teşkilatın, olumsuz örneklerle kirlenmeyecek kadar pırıl pırıl olduğuna işaret ederek, “Bu teşkilat, eğitimli, birikimli, donanımlı, özellikle de dürüstlük, disiplin, hakkaniyete saygı noktasında son derece hassas bir teşkilattır. Birkaç kötü örnek üzerinden tüm teşkilatın karalanmasına müsaade etmeyiz. Bunun karşısında da duran ilk biz oluruz” diye konuştu.

 

Erdoğan, “Teşkilatı, bu tür ithamlardan korumanın yolu da şüpheleri derhal yargıya sevk etmek, gerçeğin ortaya çıkmasını da sağlamaktır. Teşkilatımızın bu konuda da çok hassas olduğunu biliyorum. Bu hassasiyetiniz için de sizlere ayrıca teşekkür ediyorum” dedi.

 

Polisin ve jandarmanın, suçla ve toplumsal olaylarla mücadelesinde, önleyici tedbirler uygulamalarının, çok sık olarak eleştiri konusu yapıldığını vurgulayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

 

“Medya yoluyla sosyal medya yoluyla kara propaganda yoluyla çalışmalarıyla gayretleriyle çok sayıda yalan ve iftira da buna ilave edilmek suretiyle polisimizin, tüm emniyet Teşkilatımızın hedef alındığına, karalanmak istendiğine çok sık şahit oluyoruz. Bu millet, polisini çok iyi tanıyor, çok iyi biliyor. Emin olun ki polisine de kendi evladı gibi sahip çıkıyor.”

 

“HATALAR BÜTÜN TEŞKİLATA MALEDİLEMEZ”

 

Başbakan Erdoğan, polis teşkilatının terörle mücadelede de canını ortaya koymak suretiyle başarılı çalışmalar yaptığına dikkati çekerek, “Bunların görülmeyip, istisnai hataların bütün bir teşkilata mal edilmesine biz rıza göstermeyiz. Polis teşkilatımızın da bu saldırılar karşısında başı dik durmasını, bu saldırılar karşısında moralini hiç ama hiç bozmamasını rica ediyorum. Sizin için önemli olan kimin ne dediğinden ziyade, milletin ne dediğidir, hissiyatıdır. Yasalar dahilinde, milletin hissiyatı dahilinde vazifenizi kararlılıkla sürdüreceksiniz” diye konuştu..

 

Teşkilat içinde fitne çıkarmaya, teşkilatı yıpratmaya yönelik saldırıların da teşkilat içerisinde bertaraf edilmesini isteyen Başbakan Erdoğan, “Birlik içinde, beraberlik içinde, disiplin içinde Türkiye’yi büyütecek, Türkiye’yi inşallah bugünkünden çok daha ileri demokratik seviyelere hep birlikte ulaştıracağız” ifadesini kullandı.

 

Erdoğan, emniyet teşkilatının görevini huzur içinde, gönül rahatlığı içinde yapabilmesi için gerekli her ihtiyacı karşılamaya, polisi her açıdan desteklemeye devam ettiklerini ifade ederek, lojman, özlük hakları, eğitim, teçhizat, maaşlar konusunda imkânları zorlayarak düzenlemeler yaptıklarını bildirdi.

 

Polisi askerlik görevinden muaf tutan yasayı çıkartarak, emniyet teşkilatını rahatlattıklarını anımsatan Başbakan Erdoğan, “Şartlar el verdikçe, imkânlar arttıkça bunu sizlere daha fazla yansıtmaya devam edeceğiz. Polisimizi sadece devletini koruyan değil, bireyin haklarını koruyan, asayişi tesis eden, hukukun tecellisine gayret sarf eden, bunun için de canını ortaya koyan kardeşlerimiz olarak güçlendirmeyi sürdüreceğiz” değerlendirmesini yaptı.

 

EMEKLİLİĞE İLİŞKİN ÇALIŞMALAR

 

Başbakan Erdoğan, şunları belirtti:

 

“Polis ve jandarma demokrasinin ve hukukun karşısında değil, tam tersine demokrasinin ve hukukun güçlenmesini sağlayan bir konumdadır. Güvenlik ve demokrasi, güvenlik ve özgürlük dengelerini sizlerin sayesinde hassasiyetle gözeteceğiz. Türkiye, Allah’ın izniyle, milletimizin ve sizlerin gayretiyle hem demokratik bir hukuk devleti hem de güvenli, güvenlikli bir ülke olarak geleceğe emin adımlarla ilerlemeye devam edecektir.”

 

İçişleri Bakanı Muammer Güler’in biraz önce polisin emeklilik hakkıyla ilgili yaptığı çalışmaları kendisine anlattığını belirten Başbakan Erdoğan, polisin emeklilik haklarını düzenleyen çalışmanın gelecek yasama yılında kanunlaştırılmasına gayret edeceklerini dile getirdi.

 

Başbakan Erdoğan, iftarda bulunmayan, vazife, nöbet başında olan tüm emniyet teşkilatı mensuplarına da selam göndererek, emniyet ve jandarma teşkilatının şehitlerine rahmet diledi, gazilerine de şükranlarını iletti.

 

Erdoğan, konuşmasını “Yaklaşmakta olan Leyle-i Kadr’in bizler için yeni bir uyanışa, birlikteliğe vesile olmasını ve Ramazan Bayramını da milletçe tüm İslam dünyası, insanlık olarak barışı kucaklamış vaziyette bir bayram edası içerisinde kutlamayı Rabbimden temenni ediyorum. Şimdiden Ramazan Bayramınız mübarek olsun diyor, sizlerin ailelerinizle birlikte mutluluk içerisinde yarınlara yürüyüşünüzü Rabbimden niyaz ediyorum” diyerek bitirdi.

 

Konuşmasının ardından Ankara Emniyet Müdürü Kadir Ay Başbakan Erdoğan’a polisler tarafından yapılmış karakalem tablosunu ve bir ebru çalışmasını hediye etti.

 

İftara İçişleri Bakanı Muammer Güler, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Kılıçlar, Ankara Emniyet Müdürü Kadir Ay, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Ankara Emniyet Müdürlüğünden polis müdürleri ile çok sayıda çevik kuvvet personeli katıldı.

Kaynak: Başbakanlık Resmi Sitesi

]]>

editor

2006 yılından bugüne polis olmak isteyenlerin rehberi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Önemli Uyarı ve Bilgilendirme: PMYO.NET sitemiz özeldir. Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) veya Polis Akademisi'ni (PA) temsil etmez. Sitedeki veriler, bilgilendirme amaçlı ve gayrı resmidir. Olası bir hak kaybından ötürü sorumluluk kabul edilmez. Sitemizde yayınlanan reklamların sorumluluğu reklam verenlere aittir. PMYO.Net'in; reklamını yayınladığı kurum, kuruluş veya tüzel kişilik ile bir bağlantısı yoktur. 2006-2023 PMYO.NET